Reikinin Aura ve Çakra ile ilişkisi

Her varlığın fiziksel bedeninin yanısıra, bir de onu çevreleyen enerji bedeni (aurası) vardır. Evrensel yaşam enerjisi, fizik bedeni çevreleyen, gözle göremediğimiz bu enerji bedeninden-alanından geçerek, enerji merkezleri-çakralar aracılığıyla fiziksel bedene akar. Ve meridyenler (enerji yolları-kanalları) yoluyla da fizik bedene ve oradan tekrar enerji bedenlerine yayılır.

İşte enerji bedenlerindeki bu enerji akışının rahat ve dengeli olması gerekir ki, kişi de fiziksel ve ruhsal açıdan dengede ve sağlıklı olabilsin. Bunun için, fizik beden ile enerji bedenler arasında köprü görevini gören yani yaşam enerjisinin giriş çıkış kapıları olarak da tanımlanabilecek çakraların dengede olmaları ve enerji alış-verişini düzgün yapabilmeleri gerekir.

Reiki enerjisi kişiye akarken hem enerji bedenlerindeki, hem de fiziksel bedendeki düşük frekanslı enerjileri ve dengesizlikleri dağıtarak o bölgedeki frekansı yükseltir. Böylece yaşam gücü enerjisinin akışını düzenleyerek, sağlıklı ve doğal olarak akmasını gerçekleştirir.

Aura

Her canlının fiziksel bedenini saran ve onunla kaynaşan, kendi özelliklerini barındıran ve yayan ışık-enerji bedenine "aura" denir. Aura'ya canlı bedenini çevreleyen, yaşam enerjisini yansıtan ve elle tutulmayan, gözle görülmeyen ama var olduğu bilinen bir enerji kalkanı-alanı da denilebilir.

Cansız nesnelerin de aurası vardır. Pek çok kişisel eşya, sahibinin enerjisi ile yüklenir ve bu enerjiyi yayar. Değerli taşlar ve kristallerin de auraları vardır ve Reiki uygulama çalışmalarında kullanılmaktadırlar.

Aura, tüm duyguların, düşüncelerin, anıların ve davranış kalıplarının bulunduğu yerdir. Kişiliğimizi, yaşam biçimimizi yansıtır. Duygu ve düşünceler de, insan enerji alanları (auralar) yoluyla insanlar arasında gidip gelirler.

Enerji sistemimiz her gün dış etkenlerle karşılaşır ve yüklenir. Eğer, dış etkenlerin bizi nasıl etkileyebileceğinin farkında olmazsak, istemeden kendi enerji sistemimizin zayıflamasına neden oluruz. İşte enerjimizi korumanın, onu dengede tutmanın sırrı auramızdadır. Güçlü bir aura ile düşük frekanslı enerjileri geri yansıtarak, istenmeyen enerjilerin baskısından kendimizi korumuş oluruz. Aurayı güçlendirmenin ve dengelemenin en basit ve etkili yolu da kendinize düzenli olarak Reiki uygulamaktır.

Aura bedenlerinin sayıları konusunda birçok kaynakta farklı bilgiler vardır. Yaygın olarak bilinen dört enerji bedeni ;

Eterik beden : tüm hücrelere kadar ulaşıp onları enerjiyle besleyerek, fiziksel bedeni koruyucu bir kabuk gibi sarar ve bedeni hastalıklardan korur. Eterik beden kişinin sağlık durumunu gösterir.

Duygusal beden (astral) : Duygusal beden, kişinin olumlu, olumsuz tüm duygularını ve duygularındaki değişiklikleri barındırır. Duygusal bedende bilinçsizce saklanan her türlü duygunun yansıttığı enerji titreşimleri, kişinin çevresine gönderdiği bilinçli, bilinçsiz mesajlarını oluşturur.

Zihinsel beden (mental) : Düşünce şeklimiz üzerinde etkilidir. Alışkanlık haline gelmiş düşüncelerin yaşantımız üzerindeki etkisi fazladır.

Ruhsal beden (spiritüel) : Çok yüksek frekansla titreşir ve sevgi içeren her şeyin en yüksek boyutudur.

Bu bedenlerin hepsinin kendine özgü titreşim frekansı vardır ve hiçbiri birbirinden ayrı değildir. Kendi frekans alanlarında titreşirken birbiri içinde yayılırlar.

Auranın gerçekliği bilimsel olarak 1940'lı yıllarda, eski Sovyetler Birliği araştırmacılarından Semyon Kirlian ve eşi tarafından yüksek frekanslı fotoğrafçılık tekniği kanalıyla kanıtlanmıştır. Kirlian fotoğrafı; insan, hayvan, bitki gibi tüm canlıların bedenlerinden yayılan enerjinin fotoğrafla tespit edilmesini ve renklendirilmesini sağlayan özel bir tekniktir.

Çakra

İnsan bedeninde enerjinin aktığı yüzlerce enerji merkezi bulunmaktadır. Çakralar, beden üzerindeki bu enerji merkezleridir. Ve yaşam enerjisi de bedene çakralar yoluyla akar. Çakra, Sanskrit (eski bir hint dili) dilinde hareketli daire - tekerlek - veya enerji vorteksi anlamına gelir. Girdapsı yapılarıyla hem evrenden ve yeryüzünden gelen enerjileri bedene aktarma görevini yaparlar, hem de bu enerjinin beden dışına, çevreye yayılmasını sağlarlar. Kısacası çakralar; kişinin fiziksel bedeni ile enerji bedeni arasında iletişim görevini üstlenirler.

Çakralar, bedende kuyruk sokumu bölgesinden, başın tepe noktasına kadar uzanan omurga kanalı boyunca çeşitli noktalara karşılık gelirler. Omurga kanalı, en önemli enerji kanalıdır. Ve çakralardaki enerjinin akıcı ve dengede olması da, bu enerji kanalının temiz olmasına bağlıdır.

Her çakra bedenin değişik bölgesine enerji taşır ve o bölgeden sorumludur. Her biri kişiliğimizin farklı bir yönünü enerjisel olarak etkiler. Çakraların her birinin kendine özgü frekansı, elementi, notası ve rengi vardır.

Çakralar, insan bedeninin işlevini tam olarak yerine getirmesini sağlayan endokrin sistemiyle - iç salgı bezleriyle - ve sinir sistemiyle de ilişkilidir. Ayrıca her biri de diğeriyle bağlantılı ve sürekli enerji alışverişi içindedir. Bu nedenle, bir veya birkaç çakradaki bedeni besleyen enerji akımının kısıtlanması sonucu oluşan tıkanıklıklar ve dengesizlikler bütün çakra sistemini etkiler.

Vücudumuzdaki organları, damarları, kasları, endokrin sistemi de dahil olmak üzere tüm diğer sistemleri etkileyen çakraların yedi tanesi çok önemlidir. Şimdi eterik bedende yer alan bu yedi ana çakrayı inceleyelim:

1. Çakra - Kök Çakra: Birinci çakra omurganın sonunda, kuyruk sokumu bölgesindedir. Aşağıya doğru açılır ve dünyadan enerji alır. Rengi alev kırmızısıdır. Kök çakrayla bağlantılı olan salgı bezi; böbrek üstü bezleridir. Omurganın geneli, kemikler, dişler, tırnaklar gibi bedenin tüm sert bölgeleri, bacaklar, boşaltım sistemi, böbrekler, makat, kan ve hücre yapımı, kalın bağırsak, üreme organları ve erkeklerde üremeyi etkiler.

Kök çakra; alışkanlıklarımızın ve içgüdülerimizin merkezidir. Yaşamımızı sürdürmek için gereken beslenme, üreme, güvende kalma ve koruma güdüleri bu çakra tarafından yönetilir.

Bu çakra aynı zamanda, kabullenişin, kendi varlığımızı kabullenmemizin merkezidir. Eğer kendimizi tüm olumlu, olumsuz özelliklerimizle bir bütün olarak görüp, bu bütünü olduğu gibi kabul eder, sever ve eleştirmeyi, yargılamayı bırakırsak, hem beden, zihin ve ruh sağlığımız dengede olmuş olur. Hem de ailemizi, diğer insanları ve yaşamımızı olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmiş oluruz. Birini kabul etmek için de mükemmel zamanın oluşmasını beklemeyelim. Çünkü bu zamanı hiç bulamayabiliriz.

Kök çakra, beden ve bedenin fiziksel fonksiyonlarıyla ilgilidir ve kişiyi yeryüzüne, maddi dünyaya bağlar. Kök çakra, diğer çakraların yaşam gücünün kaynağıdır. Kök çakrasındaki bir engelleme, tüm enerji sistemini, diğer çakraları da etkiler.

2. Çakra - Karın Çakrası / Sakral Çakra: İkinci çakra kasıkla, göbek deliği arasında karın bölgesindedir. Ve rengi portakal rengi / turuncudur. İlgili salgı bezleri erbezleri ve yumurtalıklardır. Kalça bölgesi, üreme organları, kadınlarda üreme, rahim ve yumurtalıklar, mesane, böbrekler, kalın bağırsak, apandisit, lenf sistemi, kan, yağ, mide suyu ve sperm gibi tüm sıvıları etkiler.

Ayrıca kişinin yaratıcılığını, cinsel fonksiyonlarını ve başkalarıyla olan ilişkilerini etkiler.

3. Çakra - Mide çakrası / Solar Pleksus: Göbek deliğinin biraz üstündedir, rengi parlak sarıdır. İlgili salgı bezi pankreastır. Bel bölgesini, sindirim sistemi, mide, karaciğer, dalak, safra kesesi, pankreas, diyafram, otonom sinir sistemi, ince, kalın, on iki parmak bağırsaklarını etkiler.

Bu çakra duygusal bedenden direk olarak etkilenir. Kişinin duygularını, arzularını, yaratıcılığını ve tüm ilişkilerini etkileyip yönlendirir. Mide çakrası, kişisel güç ve özgüven konuları üzerine odaklanır.

4. Çakra - Kalp Çakrası: Bu çakra iki göğsün arasında kalbin hizasındadır. Rengi yeşil (şifa), çevresi pembedir (sevgi ve şefkat). Burada timüs bezi bulunur. Timüs bezinin çalışması ile bağışıklık sistemi arasında yakın bir ilişki vardır. Bu çakra; kalp, akciğerlerin altı, göğüs kafesi, göğüsler, diyafram, solunum sistemi, omuzlar ve kollar (bedendeki dengedir, denge bozulduğunda kollar ağrır), kan ve dolaşım sistemi, deri ve bağışıklık sistemini etkiler.

Kalp çakrası sevgi ve şefkatin merkezidir. Başkalarından hoşlanma yeteneği ile kişinin sevgiyi alabilme ve verebilme yeteneğini ve bağışlama-affetme yeteneğini barındırır.

5. Çakra - Boğaz Çakrası: Beşinci çakra boyunla boğaz arasındaki çukur bölgeden başlayarak boynun arkasında omurilik soğanının hemen altında son bulur. Rengi açık mavidir. Burada tiroit ve paratiroit bezleri bulunur. Bu çakra; boğaz, çene, ağız, dil, tükürük bezleri, dişler, diş etleri, kulaklar, burun, ses telleri, akciğerler, bronşlar, nefes ve yemek boruları, omurilik başı ve boyun omurlarını etkiler.

Boğaz çakrası insanın, irade, ifade ve iletişim yeteneği ile gerçeği yansıtabilmenin merkezidir. Aynı zamanda hem alt, hem de üst çakralarla bağlantısı vardır. Çakraların dilidir.

6. Çakra - Alın Çakrası: Altıncı çakra alnın tam ortasındadır. Rengi laciverttir. Burada hipofiz salgı bezi vardır. Yüz, gözler, kulaklar, burun, sinüsler, beyincik, soğancık bezi, kafatası ve merkezi sinir sistemini etkiler.

Hafızanın, iradenin, sezgisel gücün, bilinçlenmenin ve bilgeliğin merkezidir. Meditasyonda yoğunlaşma merkezi olarak kullanılır.

7. Çakra - Taç Çakra: Yedinci çakra başın tepesinde, tam ortadadır. Yeni doğmuş bir bebeğin başında yumuşak bölge (bıngıldak) olarak bilinen noktada yer alır. Yukarıya doğru açılır ve evrenden enerji alır. Rengi mor, çevresi altın-beyazdır. Burada epifiz salgı bezi vardır. Fiziksel olarak beyni, kafatası, kas, sinir ve iskelet sistemini etkiler.

Bu çakra bizi evrensel yaşam gücüyle ve ilahi varlığımızla birleştirir. Evrensel yaşam gücü bu çakradan akarak diğer çakralara yayılır. Üst benliğimizle, ruhsal doğamızla doğrudan bağlantılıdır.

"Çakraları açık veya kapalı" diye bir ifade kullanmak pek doğru olmaz. Önemli olan çakralardaki enerjinin dengede olmasıdır. Günlük hayatımızda, her bir çakrayı mükemmel bir şekilde dengelemek olanaksızmış gibi görünse de, hedef, mükemmellikten ziyade, her çakradan yayılan enerjinin farkına varmaktır. Farkındalık ise, kişinin kendisini kayıtsız şartsız olduğu gibi kabullenmesiyle oluşur. Kayıtsız şartsız kabullenebilmek de büyük oranda dürüstlük ve cesaret gerektirir. Dürüstlük; kendimizi, tüm güçlü ve zayıf yönlerimizle, korkularımız ve sırlarımızla bir bütün olarak görebilmek, cesaret ise; bu gördüklerimizle yüzleşebilmektir.

Eğitim Almak İstermisiniz?

Lütfen aşağıdaki formu eksiksiz şekilde doldurunuz. Formunuz bize ulaştıktan sonra size geri dönüş sağlayacağız.

Powered by ChronoForms - ChronoEngine.com